İslam Tasvir Sanatında İkonografik Çözümleme

BURADASIN
islam tasvir sanatı

Yrd. Doç. Dr. Gülsen TEZCAN

İslam kitap resimlemeciliğinde araştırmacılar uzun yıllar İslam tasvir sanatına dekoratif bir sanat gözüyle bakmışlardır. Dolayısıyla araştırmalar da genellikle tasvirlerin tanıtılması üzerinde yoğunlaşmıştır. Ancak sanat tarihçisi Erwin Panofsky’nin ikonografik yaklaşım ve yöntemlerin önemini vurgulayan Studies In Iconology (1939) adlı eserinden sonra, sanat tarihi bağlamında daha açıklayıcı bilgiler verilmeye başlanmıştır. Bu bağlamda üslup ve ikonografi ile ilgili yayınlar taranarak, çözümleme teknikleri üzerinde durulmuştur.

11. yüzyıldan itibaren örneklerini görmeye başladığımız İslâm kitap resimlemeciliğinde, araştırmacılar uzun yıllar İslâm tasvir sanatına dekoratif bir sanat gözüyle bakmış, dolayısıyla araştırmalar da genellikle eserlerin tanımlanması, tasvir edilmesi, belirli merkez ve sanatçıların üsluplarının temel özelliklerinin tanıtılması üzerinde yoğunlaşmıştır. Ancak özellikle Studies in Iconology (1939) adlı yayınıyla ikonografik yaklaşım ve yöntemlerin önemini vurgulayan sanat tarihçisi Erwin Panofsky’nin çalışmalarından sonra, eserlerin ikonografik çözümlemelerinin yapılması, sanat tarihi bağlamında daha aydınlatıcı sorulara yanıtlar getirilmesine yol açmıştır.

Toplumlarda her kültürün, tarihî, sosyal ve siyasî değişimi göz önüne alındığında, kendine özgü karakteri neticesinde sanatçılar da dünyaya ve yaşadıkları çağa farklı bir gözle bakmışlar, yeni anlatım dili oluşturdukları gibi, kimi zaman da geleneksele bağlı kalmışlardır. Bu bağlamda üslup ve ikonografi ile ilgili yayınlar taranarak birkaçı tanıtılmış, çözümleme teknikleri üzerinde durulmuştur.

İslâm tasvir sanatı ile ilgili ikonografik araştırmalar incelendiğinde, bu araştırmaların sorularının ve irdeleme yöntemlerinin konuların farklı biçimlerde ele alınarak değerlendirildiği görülmüştür. Bu yöntemlerden biri, araştırılacak konunun seçiminden sonra bu konuyla ilgili örneklerin derlenip, kronolojik olarak değişimleri incelenerek dönemle ilgili panoramanın ortaya çıkarılmasıdır. Yazmalarda resimlenmek üzere seçilen hikâyenin konusu, bu hikâyenin az ya da çok tercih edilme sebebi, o dö- nem toplumundaki birtakım değerleri, dini görüşleri ve hâkimiyet anlayı- şını sergiler1. Eser seçimi ya da hikâyelerin sıklıkla ya da seyrek resimlenmesi ise kitabın sahibinin ya da ısmarlayanın politikasını, dünya gö- rüşünü, ideallerini belirlemesi açısından önemlidir.

Elyazmalarında metinle doğrudan bağlantılı resimlerin yanı sıra, kimi zaman yazmanın metnine geçmeden önce, genellikle çift sayfa olarak hazırlanmış resim görülür. Takdim sayfası olarak kabul edilen bu resimlerde metinle doğrudan ilişkisi olmayan bir veya birkaç konu betimlenir. Genellikle hükümdar ve yönetici saraydaki aktivitelerden birinde canlandırılır. Böyle bir konunun ikonografik olarak incelenmesinde uygulanan yöntem, seçilen konunun resimli örneklerinin bulunması ve resimlendirilmesinin sebeplerinin, elyazmasının metninde geçmediği için konuyla ilgili tarihî, dinî ve edebî yayınlardan yararlanılarak tartışılmasıdır. Dö- nemin çağdaş eserleri, tarihî ve dinî eserler, seyahatnâmeler toplumun beğeni ve zevklerini, siyasî ve dinî görüşlerini, ekonomik yapısını ortaya koyan çok önemli kaynaklardır.

Eserin hazırlandığı merkezdeki siyasî-dinî görüş ve yazmayı ısmarlayan haminin konumu bir yazmanın hazırlanmasını doğrudan etkileyen unsurlardır. Hami seçtiği eseri kendi görüşleri doğrultusunda yorumlayarak, sanatçılara iletir ve sanatçılar da toplumsal tercihleri kendi üslubu çerçevesinde yazmaya yansıtır. Bu nedenle resimli yazmalar incelenirken, tarihsel ve dinî gerçekler göz ardı edilmemeli, sebep-sonuç ilişkilerine dikkat çekilmelidir.

İslâm sanatında bir gelenek haline gelen hamse resimlemeciliğinde nakkaşlar iki yol izlemiştir. Kimi zaman hikâyeyi okuyup ayrıntılarıyla birlikte canlandırmışlar, kimi zaman da metni okumadan hikâyeyi ön örneklerine bakarak betimlemişlerdir. Dolayısıyla yazmaların bir kısmında metin-resim ilişkisi kurulamazken, bir kısmında da benzer konulu eserlerin resimleme programlarının kalıp olarak tekrarlandığı görülmüştür. Yukarıda belirtildiği gibi nakkaşlar kimi zaman metni okumayıp, ortak hafızalarında yer alan imgeleri hazırladıkları resimli kopyalarda uygulamaktadırlar.

Bilindiği gibi kitap resimlemeciliğinde genel kanı, resmin görevinin metni açıklayıcı olmasıdır. Albüm resimleri ve istisnalar dışında dinî- edebî ya da tarihî yazmalarda metni açıklayan resimler belirli bir olayı, kişiyi ya da hikâyeyi tasvir eder, canlandırır. Ancak edebî metinlerde nazım türü divan olduğunda, mecazi anlatımların görselleştirilirken birtakım imgelerle ifade edildiği görülür. Burada metnin okunması esastır. Ayrıca divan resminde diğer edebî eserlerden geçme bazı sahnelerin var olduğu, nakkaşın daha çok kendisine ilginç gelen bir temayı resmine konu olarak aldığı, hatta başka edebi eserlerdeki kahramanların hikâyelerinden yararlandığı da görülür.

İslâm tasvir sanatında resimli elyazmalarının hazırlandıkları merkezin ve dönemin tespiti, yazmanın hazırlanmasına katkıda bulunan sanatçıların tespiti ve kimin adına hazırlandığının ortaya çıkarılması yazmanın tanımlanması açısından çok büyük önem taşır. Eserlerin resimli nüshalarının hazırlanması zor, zahmetli ve masraflı bir iştir. Yazmanın hazırlanması sırasında, kâtip, nakkaş, cetvelkeş, müzehhip, mücellid birlikte ortaklaşa bir çalışma yürütürler.

Nüshalar tamamlanmışsa, yazmaların bir kısmında ketebe kaydından, hattatın ya da çok seyrek de olsa sanatçının imzasından, kimi zaman da kimin adına hazırlandığının belirtilmesinden dolayı, yazmanın yapıldığı dönem ve merkez saptanır. Ancak yazmaların bir kısmı ısmarlayanın ölmesi, hazırlandığı merkezin siyasi olaylar sonucu el değiştirmesi ya da yazmanın başka bir merkeze götürülmesi gibi nedenlerden dolayı eklemeler yapılmış olabilir. Kimilerinde ketebe kaydı olmadığı gibi birçoğunda birden fazla nakkaş görev yapmış ve bu nedenle de çoğu zaman merkezlerinin ve üsluplarının tespitinde bu nedenlerden ötürü hatalar yapılmıştır. Yazmalara sonradan eklenen resimler veya kayıtlar, eserin yapıldığı dönem ve merkezi tespitte daha fazla dikkat gerektirir.

Üslup irdelemeleri, dönemin zevk ve beğenilerinin ya da siyasi görüşünün ortaya konması açısından da çok önemlidir. Resimlerin kompozisyonu, figür tipleri, kıyafetleri, arka plan, mekân, mimarî, kullanılan renkler gibi resmin karakteri ile ilgili birçok özellik, yazmanın hazırlandığı coğrafi, tarihî ve kültürel kesitin, başka bir deyişle hazırlandığı nakkaşhanenin belirlenmesinde yardımcı olur. Aynı eserin farklı nüshaları- nın karşılaştırılması veya benzer üslup özelliklerinin diğer eserlerde aranması bir dönemin resim üslubunu aydınlatmaya yönelik bir yöntemdir. Aynı yazmadaki birden fazla üslup ve farklı dönemler bize yazmanın ba- şından geçen yolculuğu dolayısıyla da tarihsel gelişimi gösterir. Ayrıca farklı eserlerdeki benzer üslupların tespiti, aynı dönemde resimli nüshaları yapılmak üzere seçilen eserlerin niteliği, seçilme sebebi dönemin beğenilerini de ortaya koyar.

Yazmaların hazırlandıkları dönemler üslup özellikleri incelendiğinde daha doğru bir biçimde tespit edilmektedir. Kuşkusuz farklı ülke ve kültürler arasındaki alışveriş, hazırlanan eserlere de yansımaktadır. Böylece merkezler ve dönemler arası etkileşimin eserler üzerinde bıraktıkları iz takip edildiğinde yazmanın hangi dönemde ve hangi koşullar altında hazırlanmış olabileceği sorusuna cevap bulunmaktadır. Söz gelimi, siyasî olaylar sonucu hükümdar varisleri olan çocuklarının, diğer ülkelere sığınmaları, giderken de yanlarında himayeleri altındaki sanatçı ve sahibi oldukları sanat eserlerini götürmeleri bunu doğrular biçimdedir. Böylece eser ve sanatçıların yer de- ğiştirmesi sonucu kültürler arası etkileşim olması kaçınılmazdır.

Kimi resimli eserlerin kopyalarda, gelişim sürecinde olan bir üslubun izleri tespit edilebilir. Siyasî ve tarihî nedenlerden ötürü toplumlar arasında gerçekleşen kültürel alışveriş, hazırlanan elyazmalarındaki resimlerde de görülür. İslam resim sanatında merkezler arası bu yakınlık sonucu eserlerin hazırlandığı nakkaşhaneler komşu kültürlerin etkilerine son derece açıktır.

Yukarıda da belirtildiği gibi minyatürlü yazmanın konusu ister edebî, ister tarihi, ister dini olsun, resimlerinin ikonografik açılardan incelenmesi sırasında, resimlerin metinle bağlantısı, öykünün ya da beyitlerin hangi bölümünün canlandırıldığı, resimlerde izlenen ikonografik şemanın yaklaşık ne zaman ortaya çıktığı, bu şemanın zaman içindeki değişimi ya da sürekliliği tartışılmalıdır. Böylece resimli üretilen el yazmalarının kendi coğrafyasında ve İstanbul’un da arasında bulunduğu Herat, Şiraz, Tebriz, Buhara, İsfahan, Kazvin, Bağdat gibi diğer üretim merkezlerinde resim sanatı tarihi içinde nerede durduğu sorusuna da cevap bulunabilir.

Bu Yazı Toplamda 1.014 Okundu


Bu Yazıyı Paylaş :

İslam Tasvir Sanatında İkonografik Çözümleme Konusuna Ait Etiketler

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?


TemaHex