Antik Dönemde Yemek Adetlerinin Tarihi Altyapısı | Şebnem ERSİN

BURADASIN
Antik Dönem Yemek Adeti

Hellenizm ve Hellenizasyon

Hellenistik dönem terimi, Büyük İskender’in M.Ö. 4. yüzyıldaki fetihlerinden, Augustus’un M.Ö.30 yılında Mısır’ı ilhakına kadar olan dönemi tanımlamak için kullanılır. Lee I. Levine, “Hellenizm”i, “Hellenistik, Roman ve Bizans dönemlerinin kültürel viyadüğü” ve “Hellenizasyonu”, bu kültürün yerel seviyede uyumlanma süreci olarak tanımlamıştır.

G.W. Bowersock’a göre, yerel kültürler, Helen kültürünün ağırlığı altında tamamen ezilmemiş, bunun yerine kendilerini ifade etmek için yeni yollar bulmuşlardırMark Chancey ise Hellenizmi Yunan ve yerel kültürler arasındaki etkileşim olarak açıklar. Alman dinler tarihçisi Martin Hengel’göre -çok geniş bir anlamı olsa da- “Hellenistik” etkinin özelliklerini oluşturan unsurlar; Yunanca (Grekçe) konuşulması, Yunan felsefesi ve edebiyatıyla olan yakınlık, Yunan mimari formlarının kullanımı (Stadyum, Tiyatro, Gymnasium vb.), polis (kent-devleti) gibi organizasyonlar ve Yunan – ya da yerel taklitlerinin – masa ve yemek pişirme araç gereçlerinin kullanımı olarak düşünülebilir.

Greko-Romen Dönem

“Greko – Romen” terimi Roma dönemini tanımlamakla beraber Grek ve Romen, iki kültürün karışımını belirtir. Dennis Smith ve Matthias Klinghardt Akdeniz çevresinde, Hellenistik ve Greko-Romen dönemlerde, yemek çeşitleri, davetler, yemek odaları, sofrada liderlik, konukların yerleşimi, eğlence ve törensel içme bakımından çok benzer bir düzen ve ardıllık paylaşıldığına dikkat çekmişlerdir.Dennis Smith, antik şölenler ve birlikte yeme geleneğinin sosyal kodlarını tanımlamıştır. Buna göre, yemek geleneği, sosyal sınırları belirler ve bu sınırlar, collegiumlar, klüpler, loncalar, felsefi okullar, sinagoglar ve Erken Hristiyan gruplarında toplumsal hayatta dışlanma ve dahil edilme olguları ile bağlantılıdır. Birlikte yemek yemek insanlar arasında bir sosyal bağ oluşturur. Bu bağ sembolik olarak ortak yemeğin ya da tabağın paylaşımında ortaya çıkmaktadır. Yemeği paylaşmak, aynı zamanda kişilere, birbirlerine karşı karşı etik sosyal sorumluluklar  da yükler.

Bugün sofra adabı olarak adlandırdığımız yükümlülükler antik dünyada sosyal etiğin önemli bir parçasını oluşturuyordu. Birlikte yemek yemenin çeşitli kuralları vardı, genel kabüllere karşı olan uygunsuz tavırlar hoş görülmüyor, sofradan dışlanan, toplumdan da dışlanmış oluyordu. Smith’e göre, yemek sofraları bir çeşit sosyal eşitlik de barındırıyordu. Yemek yiyenlere -özgür ve erkek olmaları koşuluyla- yemek dağıtımında çoğunlukla eşit davranılırdı. Sofra düzeni ve adetleri aynı zamanda sosyal katmanlaşmanın da önemli bir göstergesiydi. Sofrada uzanarak yemek yeme geleneği ve sofradaki oturma sırası kişinin toplumdaki konumunu da gösterirdi.

Dennis Smith, toplumsal şölen geleneği olarak tanımladığı ve birbiriyle ilişkili olan yemekleri aşağıdaki şekliyle maddeleştirmiştir.

Gündelik yemekler

Symposiumlar

Cenaze Şölenleri

Kurban Yemekleri

Gizem yemekleri

Gündelik Yahudi yemekleri

Yahudi Bayram yemekleri

Dunbabin’e göre Roma sanatında şölen sahnelerinin betimlenmesinin örnekleri, iki bağlamda; ev dekorasyonu ve gömü sanatı bağlamında karşımıza çıkar. Özellikle Pompei ve Herculaneum’daki evlerin duvar resimleri ve mozaik döşemelerinde, şölen sahnelerine rastlanmıştır. Gömü sanatı örneği olarak Hristiyan katakomplarındaki duvar resimleri en önemli kaynaklardır. Şölen temaları aynı zamanda lahitlerin üzerindeki rölyeflerde, altarlar gibi daha küçük anıtlarda veya mezarlara dikilen stellerde dekullanılmıştır. Geç Antik dönemde, Eski ve Yeni Ahit’te geçen şölen/yemek temalarý,elyazmalarýnda görülmeye baþlanmýþtýr. Yemek âdetleri ile ilgili edebi kaynakları Plutarchos (Sympotica), Petronius (Satyricon), Athenaeus (Deipnosophistae), Apicius

gibi yazarlara ait metinler oluþturur. Bir tür olarak Symposium edebiyatı, Platon ve Xenophon’la başlayıp, neredeyse M.S. 4. yüzyıla kadar devam eder. Dennis Smith’e göre Greko-Romen dönemden kalma edebi metinler yemek ideolojisi ve kültürel değerler hakkında bilgi edinme yönünden zengindir fakat “anlatı dünyası”, “gerçek dünya” ile çakıştığı için uygulamada yemeklerin nasıl olduğu hakkında kesin bilgiyi sağlamaktan uzaktır. Edebi metinlerde çoğunlukla özel günlerde düzenlenen, çoğunlukla lüks vurgusunun hakim olduğu şölenlerin betimlemeleri yapıldığı için gündelik yemeklerle ilgili ikonografya oldukça kısıtlıdır. Bu betimlemelerde kimi zaman yemeklerle ilgili gerçeklikten uzak abartılı anlatımların da etkisi olduğu olduğu düşünülmektedir.

Bu Yazı Toplamda 451 Okundu


Bu Yazıyı Paylaş :

Antik Dönemde Yemek Adetlerinin Tarihi Altyapısı | Şebnem ERSİN Konusuna Ait Etiketler

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?


TemaHex