BİR SANAT TARİHÇİSİNİN GÜNCESİNDEN [YALNIZlaştırılan! BİR BÖLÜM: SANAT TARİHİ]

BURADASIN
Marmara Sanat Tarihi Akademisi'nden

Sanat tarihçiliği, yalnız bir meslektir. Her meslekte birini bulursunuz yanınızda. Ama burada sizden başka, mimari yapılardan, mimarlardan, sanatçılardan ve resimlerden başka hiç kimse yoktur. Çekememezlikle yalnızlaşır sanat tarihçisi, cümleleriyle hayat bulur türlü mekanlar, kültürün dışa vurumu, tarihin bilinmezliği ve onca sene saklı kalmış yüzü. Hiç kimseyi yanında bulamaz özellikle düştü mü sanat tarihçisi. Kaldıracağına tekme atar meslektaşları, tekmeyi isabet ettiremezse çamuru layık görür hak edene. Hak etmeyeni pohpohlar, “sırça köşk”ü o kişinin etrafında örer. Böylece kalırsın dımdızlak, yağmurlar altında tek. Büyük acımasızlık! Yeterince engel varken hem de. Okurken bazı şeylerin temeli olmadan inşa ettiğimiz binaların Veli Gökçek’in o derme çatma (demesi bile ikna edici değil!) evlerinden ne farkı var ki? Ne lisede alıyoruz o temeli ne de üniversitede çerçevesi çiziliyor bazı şeylerin. Resmi kendimiz arıyoruz bazı yerlerde, çoğu kez sonuçsuz çabalar. İsteklerin bile bir noktadan sonra bıktırma noktasına geldiğine bizzat şahidim. Canım sıkılıyor, bunca plansızlık içinde kendi yolumuzu bulmak, o yolda yalnız yürümek zorunda kalıyoruz ya canım yanıyor. İyi ki doğru dürüst “bir kaç iyi adam” var da içim rahat açıkçası. Beni tedirgin eden herkesin içinde kopan fırtınaların ego, para, plansızlık, adam sendecilik gibi pek çok olumsuz durumla ört bas edilmesi. Bir birliktelikten bahsetmek zor ama bu mesleği icra etmek bu birlikteliğin zor olmasının yanında hiç kalır. Keşke tarih, yabancı dil, sosyoloji, coğrafya gibi dersleri de Sanat Tarihi ile beraber alabilsek. Böylece bir işe girdiğimizde “hangi cümleyi kuracağım?” diye düşünmekten günümü bitirmekten kurtulmuş oluruz diye düşünüyorum. Özetle sadece Sanat Tarihçisi bireysel olarak değil bölümler arası da yalnızdır! Bunun farkına varılması en büyük dileğim. Böylece bir yerde işe girdiğimizde özellikle sanat tarihi raporu yazarken, elbette ki insanın kendisini geliştirmesi önemlidir, aldığımız derslerin sağlam bir altlık oluşturması sonucunda rahat edeceğimizi düşünüyorum. Özellikle genel kültür açısından bu derslerin Sanat Tarihçileri açısından atlanmaması gereken bir konumda olduğunu düşünüyorum. Ne dersiniz? sanat-tarihi1_big

 

Bu Yazı Toplamda 215 Okundu


Bu Yazıyı Paylaş :

BİR SANAT TARİHÇİSİNİN GÜNCESİNDEN [YALNIZlaştırılan! BİR BÖLÜM: SANAT TARİHİ] Konusuna Ait Etiketler

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?


TemaHex