Ölçüsü Türkiye Olan Dergi: Yılkı’nın 7. Sayısı Çıktı

BURADASIN
yılkı dergisi

Malum hitabeyi tashih ederek “Hey! Türk Gençliği” diye seslenen Yılkı Dergisi, devlet kademelerini işgal, imkanlarını istismar etmekten başka marifeti olmayan gayriciddi güruhu, yine onların ağzıyla tahkir ve tezyif etmekten geri durmuyor. En küçüğünden ferdi çıkarlarını mevcudiyet ve istikbalinin yegane temelleri olarak belirleyip, icab ederse bu uğurda milletin ve millet kavramının bizatihi kendisine kast etmekten çekinmeyen menfaaatperestlerin maskesini indirmeyi vazife bilen Yılkı, yetinmeyip şahadet parmağıyla hedef gösteriyor; kendisini ‘ölçüsü Türkiye olan bir dergi’ olarak tanıtıyor.

Siyasi arenada ancak ifade düzeyinde yer bulabilen “yerli ve milli” tavrın içini doldurmak gayreti gösteren Yılkı Dergisi, mesuliyeti mesele etmeyip netâmeli işleri sahipsiz bırakanların yer aldığı kültürel sahada, ifa ettiği misyon itibariyle “tek kale” olduğunu ilan ederek safları tanzim çağrısı yapıyor.

Yılkı’nın Ele Aldığı Konular:

Sayısında Yılkı bölümündeki makaleler çıtayı epey yükselterek, çeşitli fraksiyonlar tarafından “İslam” kelimesiyle beraber telaffuz edilen eklerin sıhhatinin sorgulandığı, Medeniyet Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Kavas Hoca’nın “İslam” Ek Almaz” başlıklı yazısıyla başlıyor. Günümüz ideolojik tanımların özünü tarihi referanslarla ele alan Ahmet Kavas hoca “Ne var ki Allahü Teâla tarafından “İslâm” gibi en güzel ve mükemmel bir kelimenin dinimize ad olarak konması ve bu ismin Kur’ân-ı Kerim’de zikredilmesine rağmen İslâm; herhangi bir dildeki birçok kelimeden daha fazla saldırıya uğradı/uğratıldı, uğramaya da devam ediyor.” diyerek şiddetle öz meseleyi masaya yatırıyor.

Yılkı Bölümünün devamında  ‘’Hayatın Provası Olarak Hazret-i Bursa” başlıklı yazısında Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Türk Felsefesi Tarihi Kürsüsü’nden Fatih M. Şeker hoca, kendi hatıralarından iktibaslarla Bursa’yı, Bursa’nın âlimlerini ve Bursa’yı Bursa yapan hususiyetlerden hareketle günümüze takdim ediyor. Fatih M. Şeker hoca, ilahiyat öğrencisi olduğu dönemi şimdiki konumundan bakarak anlattığı serüven tarihi önem taşıyor.

Dr. İsa Akpınar; Gazneli Mahmud’un ahrete irtihalinin sene-i devriyesine tevafuk eden yayın sürecinde ‘’Gaziler Sultanı, Aşıklar Gedası; Gazneli Mahmud’’ başlıklı yazısında Türk Tarihine damga vuran liderlerden “Gazneli Mahmud” daha önce hiç değinilmemiş yönlerini kaleme alıyor.

‘Bana okuduğun eserleri söyle sana kim olduğunu söyleyeyim’ diyerek Türkiye’de jenerasyonlara karşı sistemli bir şekilde uygulanan “benliğin yitirilmesi”ndeki ön ayak olan “okuma” meselesini Dr. Şemseddin Şeker, okumalarımıza yönlendirilen operasyonel müdaheleleri ‘’Alafranga Okumalar Üzerine Bir Hasbihal’’ başlıklı yazısıyla anlatıyor…

Ömer Beyoğlu ile ‘’Felsefe, Siyaset, Kimlik, Türk Şiiri’’ üzerine yapılan mülakatta Yeni Dönem Türk Şiir’indeki sorunlara yanıt aranıyor.

Saraybosna Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Metin Boşnak: ‘’Değişen Koşullar ve Mahalle’’ yazısında siyasetin ve modernitenin mahalle kültürüne, aile bağlarına, karşılıklı ilişkilere yaptığı erozyonu kıyaslarla anlatıyor.

Murat KOPARAN: ‘’Batı Cephesinde Değişen Bir Şey Yok’’ Türkiye’deki Yeni Dönem’in kritik sorunlarını siyasete ve sistem mekanizmalarına ayna tutarak Türkiye’nin gidişatına şerh düşüyor.

İstanbul Üniversite İlahiyat Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr Rıdvan Özdinç hoca: ‘’Demine Devranına Hû’’ kelamıyla başladığı yazısında Türk topraklarında yer tutan “Abdallar”ı tarihi bir panoramayla ayrıntılı anlatırken kültleşen yanlış bilgileri ortadan kaldırarak “Abdallar” sünnî merkezli olup gerçek içeriğini anlatıyor.

Muhammet Oran: ‘’İstesen de Sinek Gibi Ezemezsin’’ yazısında “protestan mezhebine mensup; günümüz İngiliz, Amerikalı, Kanadalı, Avustralyalı, Yeni Zelandalı toplumlar”ın Avrupa kliklerinden Medeniyetlerin kahir ekseriyeti “Bereketli Hilal” Mezopotamya’ya kadar uzanan yazısını günümüze takdim ediyor.

Medipol Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Mevlüt Tatlıyer: İslam dünyasının son 2 asrında yaşadığı travmalardan hareketle avrupayı, sanayi devrimlerini, batı felsefelerinin kökenini yeni bir okumayla tenkit ediyor  ‘‘Tarih ve Batı Aydınlanması’’ yazısında.

Dr. Ahmet Özdinç: 15. yüzyıldan başlayarak sömürgeciliğin mantalitesini ve günümüzdeki modern sömürgeciliğin sistemini  ‘‘İnsani Yardımın İnsaniliği’’ yazısında anlatarak, Türkiye’deki STK ve Vakıf  Kültürü’nün değişen çizgilerini aktarıyor.

Melikşah Sezen: Ümmet Coğrafyası’nı kapsayan yazısında ‘‘İtikat Bizim Neyimiz Olur’’ sorusunu sorarak bizleri düşünmeye sevk ediyor.

Ajans Dergisi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Baran Yılkı Dergisi’ndeki yazılarına devam ediyor. “Etraf “yazar” kanıyor. Birkaç kitap okuyan münevver edası takınıyor” diyerek  Necip Fazıl Kısakürek’i  ‘‘Müslümanın İmtihanı’’ yazısında ana tema olarak alıyor ve Necip Fazıl Kısakürek üzerinden oluşturulan post-modern pazarlama mekanizmasını tarihi belgeyle okuyucuya not düşüyor.

Murat Bozkurt: Tasavvuf literatüründeki kavramsal ve olgusal düalizme bir örnek olarak ‘‘Havf ve Reca’’ kavramlarını felsefe ve İslam felsefesi nüasında kaleme aldığı makalesinde kült ahlâk kurallarını ve günümüz isimlerini, İsmet Özel’in “Kırk Hadis” kitabına vurgu yaparak adabı muaşeret geleneğimizin kıstasını yorumluyor.

Davut Bayraklı ise Yılkı’daki Pavlus okumalarına devam ediyor. Bu sayıda “Gelenekten Geleceğe ‘‘Hıristiyanlıktaki Tarihsel İsa-Pavlus Sorunu’’ başlıklı makalesinde Hristiyan teologların safsatasını ifşa ediyor ve İncil’in dönüşümünü anlatıyor.

Atilla Fikri Ergun: Akif Emre’den Hasan Cemal’e uzanan makalesinde “Köylü-Kasabalı Yayıncılık ve ‘‘Muhafazakar – İslamcı Medya’’yı anlatıyor. Gazeteciliğin değişen evrelerinin konu alındığı makalede “Akif Emre’ye yazık oluyor mesela, iyi bir entelektüel, muhafazakar-İslamcı medyada okunacak isimlerden, amigoluk yapmıyor, slogan atmıyor, komplo teorileri üretmiyor, popülist değil, bu yüzden de yazıları en az okunan ve paylaşılan isim” olduğunu söyleyen Ergun Türkiye’deki sağ-sol fraksiyonların gazeteciliğine karşılık Akif Emre’yi kanıt gösteriyor.

Mehmet Fatih Uzun: “Abdal” mefhumunu kaleme aldığı makalesinde  Kaygusuz Abdal’ın dervişlik serüveni menkıbeler ve Menakıpname ışığında bir okumaya tâbi tutarak ‘‘Kaygusuz Abdal mı, Sahipsiz Abdal mı?’’ diyor. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “Dilgüşa” adlı eseri Alevi-Bektaşi klasikleri olarak neşretmesinin büyük bir yanlış olduğunu ve büyük yanlışlar doğuracağını makalesinde anlatıyor.

Emre Gürbüz: Türkiye’deki Siyasal İslamcılık’ın değişen genetiğini anlattığı makalesinde  ‘‘Mücahitlikten Her Şeye Müsaitleşmeye Geçen Süreç’’i Nurettin Topçu’nun levhasından “Ruhunu inkâr eden insan, kurtuluşunu, değerleri devirmekte arıyor.” epigrafından hareketle “Siyasal İslamcık”ın değerlerini sorguluyor.

 

 

KAYNAK :

Bu Yazı Toplamda 75 Okundu


Bu Yazıyı Paylaş :

Ölçüsü Türkiye Olan Dergi: Yılkı’nın 7. Sayısı Çıktı Konusuna Ait Etiketler

Benzer Yazilar

İşte Tarihi Külliye

Nisan 20, 2016

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?


TemaHex