Melike ADALI | Vitray’ın Türk Sanatına Etkisi

BURADASIN
vitray

Lat. ( vitrum cam): pencereleri süslemek için, kesilmiş renkli camları ince kurşun veya

ağaç çubuklarla ya da alçı ile birbirine bağlayarak yapılan bir çeşit resim. Vitray camı, metal

oksitler eklenerek resmedilmiş adi camdır. Kubbe, beden duvarı ağırlığını hafifletmek, ağırlığı

eşit miktarda etrafına dağıtmak amacıyla bırakılan boşaltma kemerlerinin ya da açıklıkların

saydam ya da yarı saydam küçük camların bu açıklıkları örtmek amacıyla kullanılmışlardır.

Vitray, yarı saydam pencere bölmeleri olarak, eski çağlardan beri kullanıldığı bilinmektedir.

Vitrayın kullanışı cam yapımının çok eski olduğu yer olan Doğu Akdeniz’den gelir. Pompei ve

Herculanum kazıları ayrıca Alesia, Sltrazbourg, Mainz, Triet ve Roma kazıları vitrayın I.yy.dan beri

kullanıldığını göstermektedir. Bu devirde kalın ve nispeten küçük camlar, bronz, mermer, sahte

mermer veya tahta çerçevelere konmuştur. İşlenen konuları ise; (Kitab-ı Mukaddes) Tevrat ve

İncil’den İsa ve Meryem sahneleri, kitapta adı geçen peygamberler ve hayatları, melekler, aziz,

azize kral, kraliçe tasvirlerine, hayat öykülerine yer verilmiştir. Ortada diğer figürlerden daha

büyükçe yerleştirilmiş İsa ve Meryem figürleri etrafında azizlerin, meleklerin tasvirleri yer almıştır.

VII. yy.dan öncesinde St. Dennis Manastırının Başrahibi Suger, manastırına vitraylı

pencereler yaptırmasının nedeninin, İncil okumaktan aciz veya okumayı bilmeyenler için neye

inanmaları gerektiğini göstermek için yaptırtmıştır. XII. Yy.dan XVI. Yy a kadar Kuzey Avrupa’da

Gotik tarzın etkileriyle büyük kiliseler inşa edilmeye başlanmış buna bağlı olarak yine İsa ve

Meryem ana konulu Tevrat ve İncil’den konular bu büyük, yere kadar uzanan açıklıları kapatan

cam pencerelerde işlenmişlerdir.

Batıya özgü bir sanat olan vitray, Gotik yapılarda kullanıldığı XII-XIII. Yüzyıllarda bir

sanat dalı düzeyine yükselmiştir. Ana malzemesi renkli küçük camlar oluşturuyor olsa da;

yarattığı etkiyi bu renkli küçük camlar değil, bu camlardan geçen ışık ve bu ışığın girdiği

mekânın niteliği oluşturur. Ayrıca bu etkinin en belirleyici öğelerinden biri zıtlıktır. Ortaçağ

katedrallerinin Gotik üsluptaki geniş ve karanlık iç mekânlarında aydınlık pencerelerin göz

alıcı gözükmelerinin sebebi de budur.

VİTRAY SANATININ AVRUPA’DA GELİŞİMİ

Antik çağlardan beri kullanıldığını kazı verileriyle bilsek de sanat olarak gelişimini büyük

ölçüde Bizans’ta gelişme göstermiş ama sanat olarak yükselişini ve önemli boyut kazanmasını

Avrupa’da göstermiş, doruk noktasına ulaşmıştır. V- VI. yy.da İtalya’da vitray kullanılmış,

Araplar VII. yy.da Bizanslılardan almışlardır.

En eski boyalı vitray örnekleri Almanya’da IX-X. Yy. a ait olduğu sanılan biri Lorsch’ta

diğeri Magdeburg’da bulunmuş iki erkek başıdır.

Keşiş Theophilus’un “Diversarum Artium Schedula” adlı incelemesi bize XII. yy.daki

vitray sanatı hakkında bilgi sunmaktadır. Bu kitapta; bitkisel küllerden çıkarılmış potasın

ve ırmak kumu karıştırılarak elde edilen camın, silindir biçimde üflenerek metal oksitlerle

renklendirildiği daha sonra ateşte kızartılarak demirle kesildiği hakkında geniş bir anlatım

vardır.

Günümüze ulaşan en eski vitray pencereler Almanya’da Augsburg Katedrali’ndedir. Bir

başka önemli XII. Yy. vitrayı Paris yakınlarındaki Saint- Denis Manastırı’nda bulunmaktadır.

Ayrıca Saint- Chapelle Kilisesi’nde XIII. yy.ın ikinci çeyreğinde yapılmış on beş vitray

pencerede 1.134 ayrı sahneden oluşan bir dizi yer alır. XIII. yy.ın ilk yarısından kalma

dekorunu tümüyle koruyan Chartres Katedrali’nde göze çarpmaktadır. Bir süreliğine

Lyon’da özgün bir okul gelişti. Reims Katedral’i, Orbais kilisesi vitrayları Chartres ekolünden

kaynaklanmayan özgün üslup özellikleri ortaya koymuştur. XIII. yy.ın ikinci çeyreğinde

yenilikçi atölyeler kurulmuştur. Bunların üslup özelliklerini ise; St. Chapelle ve Notre

Dame’daki vitraylar oluşturmaktadır. İngiltere’deki XIII. yy.dan kalmış en önemli vitraylar ise;

Canterbury Katedralinde bulunmaktadır.

Figürlerin yerleştirilmesi, büyüklüğü, küçüklüğü gibi konulardan ziyade 1260 yıllarına

doğru birçok ekollerin etkileriyle camın işlenişi ve camın renklendirilmesinde birçok

farklılıklar meydana gelmiştir. Örneğin Paris’te ışığı az geçiren küçük camlar kullanıldığından

kiliseleri aydınlatmak için; Grizay tekniğinde boyanmış renksiz camlar kullanılmıştır. XIII. yy. ın

ikinci yarısında beyaz cam kullanımı başlamıştır. Bunun en önemli örneği ise; St. Urbain’deki

Sées Katedralidir. XIV. yy.da vitray tekniği ile yeni bir değişim görülmüştür. Gümüş sarının

bulunması, geleneksel siyah boyayı tamamlayan hafif ve çok parlak bir boyama biçimi

gelişmiştir. Bunun en ünlü örnekleri; St. Pierre’de ve Chartres Katedrali’nde, İngiltere’de;

Oxford’daki Merton College’de ve York Katedrali’nde görülmektedir.

XIV. yy. ın sonunda uluslararası gotik üslubun etkisiyle vitraylarda perspektif ortaya

çıkmıştır. Başlıca örnekleri; İngiltere’de York Katedrali, Evreux’de Bourges’de karşımıza

çıkmaktadır. XIV. yy. Alman vitray sanatı yeşil, kırmızı, sarı gibi renk zenginliğiyle ayırt

edilmektedir.

XV. yy.da Floransa’da Uccello ya da Ghiberti’nin katedral için yaptıkları yuvarlak

vitraylar Rönesans’ın izlerini taşımaktadır.

XVI-XVII. yy.larda gelişen Protestanlığın resimlere bir dinsel eğitim aracı olarak önem

vermemesi, matbaanın getirdiği olanakla çok sayıda kitabın eğitim aracı olarak başlaması,

pencerelerin yalnızca aydınlatma amacıyla düz camdan yapılmaya başlanılması, vitray

sanatının gerilemesine neden olduğu kadar; Roma ve Klasik Mimarlık ideali, renkli vitraylarla

bağdaşmıyor olması da gerilemesine neden olmuştur. Paris’te St. Sulpice kilisesi, St. Eustache

kilisesi gibi Troyes’teki kiliselerde de kenarları mineli armalar ya da tek renkli camlar

kullanılmıştır. Ancak bu yavaş ilerleyiş kendini soylu insanların konutlarına yaptırdıkları

vitraylarla sürmüştür.

XVIII. yy.da vitray Almanya dışında hemen hemen her ülkede ortadan kalkmış olarak

olduğu görülmektedir.

XIX. yy.da Klasisizme tepki olarak ortaya çıkan Romantizm akımı; küçük değişikliklerle

de olsa vitray kullanımını yeniden gündeme getirmiştir. Neo – Gotik ile birlikte vitraya

yeniden ilgi oluşmasını sağlamıştır. İngiltere’de Arts and Crafts hareketinin önderi William

Morris, ressam Edward Burne-Jones, ABD’de Louis Comfort Tiffany pek çok vitraylar

üretmişlerdir. Ayrıca Art-Nouveau akımında da bezeme amacıyla vitraya geniş yer

verilmiştir. Frank Lloyd Wright mimarlık çalışmalarının çoğunda vitray kullanmıştır.

XX. yy.daki sanat akımları, vitrayı değişik açılardan yeniden yorumlamaya başlamıştır.

II. Dünya Savaşı’nın birçok mimarlık eserlerini tahrip etmesinden dolayı onarım ve

yenileme işlemleri hız kazanmış bu da vitrayın yeniden canlılık kazanmasını sağlamıştır.

Teknolojik olanaklar da kullanılarak vitraylar değişik şekiller ve anlayışlarla yapılmıştır.

Almanya’da; George Meistermann, Ludwig, Schaffrath, Johannes Schreiter’in yapıtlarında

görülür. Fransa’da; Paris şehrinde; Barillet, Bony; Chartres şehrinde; Lorin, Loire; Reims

şehrinde; Simon vb.de kurulan atölyelerle vitray tekniğini teknolojik yardımla en iyi biçimde

üretmişlerdir. Ayrıca desenlerini Henri Matisse, Marc Chargall ve Fernand Léger gibi

ressamların yaptığı modern vitray örnekleri ortaya konmuştur. 1953 yılında Paris’te Chagall,

Braque gibi ressamlar kendi yaptıkları vitrayları tanıtmışlar, sergilemişlerdir. Fransa’da Jean-
Luc Perrot, Almaya’da Dominikus Böhm, ABD’de Matthew Wysocki yaptıkları vitraylarla

büyük üne kavuşmuşlardır.

VİTRAY SANATININ TÜRK SANATINA ETKİSİ

Çini sanatında çok gelişmiş olan Anadolu Selçuklu Devleti’nde cam işçiliğinin en az çini

kadar önemli yere sahip olduğunu Kubadabad Sarayı’nda elde edilen veriler göstermektedir.

M. Zeki Oral 1950’deki araştırmalarında alçı şebekelere gömülü camlar bulunmuş, ayrıca

Konya Köşkü kazılarında aynı biçimde pencere camlarına rastlanılmıştır. Dönem olarak

ele aldığımızda oldukça çok az veriler vardır. Ancak Osmanlı yapılarında özellikle tepe

pencereleri renkli camlarla süslenmiştir. Bu pencerelerde birleştirici madde olarak alçı

kullanılmıştır. Bu tür pencerelere nakışlı cam ya da alçı pencere denilmektedir. Ayrıca Türk

evlerinde de kullanılan renkli cam parçaları biri içlik diğeri dışlık olmak üzere iki camdan

oluşmaktadır. Sadece camilerle ve evlerle sınırlı kalmamıştır. Türbe, köşk, saray, kasır,

kütüphane gibi birçok geniş mimari yapılarda kullanılmıştır. Kurşunlu vitray tekniğinin

ülkemize gelişi ise; 1933 yılında Mazhar Resmor’ un Paris’te aldığı eğitimi bitirip geri

gelmesiyle başlar.

KAYNAKÇALAR

ANONİM. Ana Britannica. cilt: XXII. ,İstanbul,1990.

ANONİM. Büyük Larousse. cilt: XX. ,İstanbul, 1986.

ANONİM. Görsel Büyük Genel Kültür Ansiklopedisi. cilt: XIV. , İstanbul, 1987.

ANONİM. Grolıer İnternational American Encyclopedia. cilt: XII. ,İstanbul,1993.

ANONİM. Meydan Larousse. cilt: XII. , İstanbul, 1981.

ANONİM. Sanat Tarihi Ansiklopedisi. cilt: IV. , İstanbul, 1983.

ARIK, Rüçhan. Kubad Abad. İstanbul, Türkiye İş Bankası yay. , 2000.

ATALAY, H. Rafet. Vitray Sanatı. Ankara,1978.

ATALAYER, Faruk. Vitray “Cam Resmi”. Erzincan,1986.

HASOL, Doğan. Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğü. 9.basım, İstanbul, yapı yay. ,2005

MATTHEW, Donald. Ortaçağ Avrupası, ( çev. Mehmet Ali Kılıçbay) cilt: VI. ,İstanbul, 1988.

ÖZKAN, Abdullah. Yeni Kültür Ansiklopedisi.cilt: X. , İstanbul,2005.

TUNCER, Rauf. Vitray. İstanbul, sır yay. ,2001.

vitray

Bu Yazı Toplamda 415 Okundu


Bu Yazıyı Paylaş :

Melike ADALI | Vitray’ın Türk Sanatına Etkisi Konusuna Ait Etiketler

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?


TemaHex