BİR SANAT TARİHÇİSİNİN GÜNCESİNDEN… [Bu su hiç durmaz]

BURADASIN
Sanat-Toplum-İçindir

Zor olan bir şey varsa o da çok istediğin bir şeye kavuştuktan sonra orada tutunmak… İnsanları egoları, ortam koşulları derken ne istediğini bazen unutabiliyor insan. O istediği şeye ulaşmak için kat ettiği mesafeleri, göze aldıklarını, yolda kaybettiklerini, arada unuttuklarını göz ardı edebiliyor. Çünkü bir sürü şey oluyor kafasında. Elde etmek için yaptığı onca şeyi bile unutturabilecek şeyler bunlar. Geçim derdi, hayat gailesi derken zaman olanca gürültüsüyle ilerlerken bu unutkanlığa şaşmamalı aslında. Çok zaman geçmeden kendine geliyor. O yere kim sayesinde geldiğini anımsıyor. O insanları mahcup edemem düşüncesi baskın bir düşünce olarak kalbine oturuyor. Ne zaman sorumluluklarını ihmal edecek olsa o sesi duyuyor. Sonra bir şeyler oluyor. Dışarıda. Hem de kendisini soyutlamış, işine konsantre olmuş, o sesten başka dinlediği müziği duyarken sadece sarsılıyor ellerinin altında tuttuğu dünya. Hayatını iki paralık etmek isteyenleri görüyor, gülümsemeye çalışıyor. Bir gece önce uyumuş kütük gibi. Dönmemiş bile ne sağa ne sola. Dümdüz yatmış ama uykusunu alamamış. Her şeye rağmen gördüklerini sindiriyor, devam ediyor. Karar almış. “İnsanların söyledikleri umurumda değil, herkes söylediklerinden sorumlu, ben bir şey yapmadım” cümleleri kendisini sakinleştirmeye yönelik. Çünkü biliyor yaptığı iş kutsal. Arada insanlar var. Onların yüzünü yere eğmesi demek her şeyin bitmesi demek. En başta kendisine duyduğu saygıdan bunu yapamaz, yapmamalı. Doğru değil bence. Mantıklı hiç değil. Tutunmaya çalışıyor. Küçük parmaklarını geçiriyor kayaya. Kaya büyük. Kaya ağır. İçinde sonsuz bir yaşama sevinciyle tutabileceğine emin. Fakat kayanın durduğu yer hiç de sağlam değil. En ufak bir zelzelede düşebilecek durumda. Yine de çabalıyor işte. Yapmak zorunda da değil üstelik. Sevdiği bir işe sahip. Ne kadar şükretse az gelir, biliyor. İşe sahip çıkmalı çünkü insanların söylediklerinden ziyade bir kimliği var. Mesleği o kimlikte yazıyor. O mesleğin eğitimini aldı, hakkını veremezse ayıp olur. Ayıptan ziyade eleştirdiği insanlardan olmamalı. Bunu yapamaz. Hem doğru değil hem de inandığı her şeye ters. Çalışmak, çabalamak gerekiyor. Bir şeyleri değiştirebilmek için bakış açısını geniş tutmaya karar veriyor. Çünkü zor hakikaten. İş bulmak zor, iş zor. Tutunmak bu anlamda en zoru. İğneyle kuyu kazıyor. Bürokrasinin hantallığı, saçma sapan durağanlık içinde bulduğu okumanın sessizliği, yazmanın enerjisiyle birleşiyor. O an “ben elimden geleni yapmaya devam edeceğim” diye fısıldıyor kendine. Ülkesine, mesleğine, arada olanlara/ arada kalanlara söz vermiş belli. Gözlerinden bu söz fışkırıyor. Parmakları sürekli yazmak istiyor. Kalbinde bazı şeyler zor geliyor da olsa öğrenme tutkusu. Bazen bıkıyor haliyle. Çünkü zor. Ancak imkansız değil. Başaracak, umut var en azından. Aynen devam…

ÇÜNKÜ BU SU HİÇ DURMAZ…

Biraz gülmeniz için :)

Biraz gülmeniz için 🙂

Bu Yazı Toplamda 289 Okundu


Bu Yazıyı Paylaş :

Benzer Yazilar

İşte Tarihi Külliye

Nisan 20, 2016

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?


TemaHex